15 Temmuz

15 Temmuz

Karabük, 15 Temmuz hain darbe girişimine ilk meydan okuyan illerden biri oldu. Valisi, Belediye Başkanı, bürokratı, siyasetçisi ve halkı tek yumruk olup meydanları doldurdu, hainlere meydan okudu.

Darbecilere Karşı Tek Yürek Tek Yumruk
Kalkışma haberinin duyulmasının ardından evinden çıkan Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, ilk olarak Valilik Konutu’nda Vali Mehmet Aktaş ile bir araya geldi, yapılan durum değerlendirmesinin ardından Karabük belediyesinin Tabur Yerleşkesine geçerek kurmayları ile bir toplantı düzenledi. Toplantıda alınan karar doğrultusunda belediyeye ait tüm iş makineleri toplandı, operatörler ve şoförler ‘acil’ koduyla göreve çağrıldı.

Hazırlanan program doğrultusunda belediyenin iş makineleri, Yazıköy’deki 125. Jandarma Er Eğitim Alayı’ndan Karabük’e olası bir asker sevkiyatı durumunda yolu kapatmak üzere Balıklarkayası mevkiinde konuşlandırıldı. Sivil araçlarla alay önüne giden belediye personeli gece boyunca alaydaki hareketliliği kontrol etti.

Polis Okulu’ndan o gün mezun olan Özel Hareket Polisleri şehre sevk edilerek, valilik önündeki güvenlik tedbirleri artırıldı.

Vali Mehmet Aktaş ve Başkan Vergili daha sonra Karabük Belediyesine geçti, belediye hoparlörlerinden halkı darbeye karşı tepki göstermek amacıyla Kent Meydanına davet etti.

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’nin sabaha karşı verdiği bir talimat kalkışmanın Ankara’daki seyrini de değiştirdi. Zabıta Müdürü Sedat Köse aldığı talimat doğrultusunda 04:30 sularında Şehirlerarası Otobüs terminaline gitti, otobüslerdeki yolcuları boşalttı ve otobüsler Polis Okulu’na sevk edildi. Yeni mezun Özel Harekâtçılar bu otobüslerle Ankara’ya ulaştırıldı ve Başbakanlık Konutunun güvenliği sağlandı.

Darbeye Meydan Okuyan İlk Siyasetçi Başkan Vergili
Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili basın yayın organları aracılığıyla darbeye ilk meydan okuyan siyasetçi olarak da tarihe geçti. Kalkışmanın henüz ilk saatlerinde BRTV ekranlarından ve sosyal medya hesaplarından kalkışmaya tepki gösteren Başkan Vergili, seçimle gelen siyasi iktidarlara karşı yapılan askeri darbeleri kabul etmelerinin mümkün olmadığını ifade ederken şu tarihi konuşmayı yaptı;
“Tüm dinleyenlerimizi saygı ile selamlıyorum. Konuşmalarımızı dinleyen dostlarımın etrafındaki eş dost ve akrabalarını da bilgilendirmelerini tavsiye ederim. Biliyorsunuz şuanda memleketimizde çok büyük bir kaos ortamı yaratılmış durumda. Bunun sonuçlarının ne olacağı, yarın sabahleyin ne olacağı belli olmayan bir durum ortada. Bu da hoş olmayan bir durum.

Bizim kabullenemeyeceğimiz en önemli durum şudur; darbe girişimi veya bir darbe bizim tarafımızdan kabul edilebilecek bir durum değildir. Mevcut hükümet kesinlikle tasvip ettiğimiz bir hükümet değildir. Biz bu hükümetin gidişini, gelişini kendi siyasi çalışmalarımızla yönlendirebileceğimiz gibi, bunlara sivil halk karar verir. Bir ülkede askeri darbeler hoş olmayan unsurlardır ve bir ülkenin en az 50 yıllık geleceğini karartan unsurlardır. Biz bu geceyi üzüntü ile vahim bir durum olarak seyretmekteyiz. İnşallah askeriyede bulunan üst düzey yöneticilerimiz, askerlerimiz çok basiretli davranır. Kesinlikle bir kardeş kavgasına meyil etmez, meyil vermez. Bunu en kısa sürede en hızlı şekilde memleketimizin hayrı ile ilgili telafi ederler. Benim bütün temennim budur.

Sivil vatandaşların meydanlara, sokaklara çıkması, böyle bir darbe girişimine karşı olması gayet doğaldır. Burada basiretli olması, iyi düşünmesi ve sakin düşünmesi gereken kesim bu darbeyi yapan kesimdir. Bunların çok hassas düşünüp buna göre karar vermesi gerekir. Böyle bir devirde, böyle bir çağda yapılan askeri darbelere halk karşılık vermeyecekse bu da halkın ayıbıdır. Darbe girişiminde bulunanların çok haklı gerekçeleri varsa bunu da memleketteki anayasal düzen içerisinde, mevcut parlamenter sistem de çözebilir, halkta çözebilir. Bu şekildeki darbelerle insanları sindirmek veya memleketin geleceğine darbe vurmak hoş değildir. Ben bir kere daha tekrarlıyorum; mevcut hükümet benim kesinlikle tasvip ettiğim hükümet değildir ama askeri darbeler ile de hükümet değişiklikleri hiç bir ülkede hoş karşılanmaz. Bizim tarafımızdan da hoş karşılanan bir unsur değildir.

Memleketimizin bekası için şuanda doğuda çok büyük bir mücadele veriliyor. Askerlerimizin buralarda mücadele vermesi çok daha doğrudur. Ama bu şekildeki darbeleri hiç bir zaman hoş karşılamayacağız. Tarih bunları tekrardan yargılayacaktır. Ülkemizde olan en zorlu darbe 1960 darbesidir. Daha hala acıları unutulmamıştır. Şu anda yetişen nesil, bizler dahi Adnan Menderes'i bilmediğimiz halde sürekli olarak hatıralarda kalmaktadır. Onun için bunları çok iyi analiz etmeleri lazım. Bu ülkedeki herkes birbirinin kardeşidir. En ufak bir kardeş kanının dökülmemesi için de bu darbeyi yapanların biraz daha basiretli olmalarını tavsiye ederim” dedi.

Canlı Destek Hattı