Başkan Vergili, BRTV Ekranlarında Zafer Acar ile Gündem Programının Canlı Yayın Konuğu Oldu
Eklenme Tarihi: 25.09.2018 367 Görüntülenme

Başkan Vergili, BRTV Ekranlarında Zafer Acar ile Gündem Programının Canlı Yayın Konuğu Oldu

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, BRTV ekranlarında Zafer Acar ile Gündem programına canlı yayın konuğu oldu. Başkan Vergili, BRTV ekranlarında Zafer Acar ile Gündem programında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili; “Kardemir Karabükspor aslında bu şehirde Demir Çelik Fabrikasından başka kimsenin problemi değil, bunu tüm samimiyetimle söyleyebilirim. Bu kulüp tamamen Kardemir’in kendi kulübüdür, sahip çıkması gereken Kardemir’dir. Fakat gerek yöneticileri, gerek hissedarları bir program içerisinde olayı öyle güzel taşıyorlar ki ; vasfı olmayan kişilere kulübü vererek bu kulübü Süper Lig’den 1. Lig’e buradan hızlı bir şekilde 2.Lig’e yine hızlı bir şekilde de Amatör Küme’ye düşürüp olayları kapatmanın peşindeler. Ben şu andaki soruşturmayı inceleyen Cumhuriyet Savcısının bu olayı takip edeceğine yürekten inanıyorum. Kanunların önünde herkesin hesap vereceğine de inanıyorum. Çünkü bize 6 ay önce Çağrı Güleç tarafından verilmiş olan bazı bilgiler ve belgeler vardı. Bu belgeleri bana getirmesine dahi anlam veremedim. O tarihte bana getirmiş olduğu bu belgeleri Savcılık makamına teslim edebilirdim. Fakat ben kimsenin tetikçisi falan değilim. Bildiğim doğru yolda devam ederim ve bugüne kadar da kimsenin ne maşası ne da oyuncağı oldum. Onlar da şöyle bir durum var. İki aile sanki kavgalıymış gibi gösteriyorlar kendilerini hâlbuki kavga falan yok. Menfaatler müşterek olduğu zaman hepsi bir araya gelip görüşebiliyorlar.

1. BÖLÜM


Kabullenemediğimiz nokta şudur; Bu konuya bir çözüm getirmek amacıyla Karabük’ün tüm Milletvekilleri, Vali Bey hep bir araya geliyoruz ve bu durumun içerisinden bir talep çıkıyor. Binde ikileri zaten Demir Çelik Fabrikası vermiyor. Bu binde ikileri de esnaf veriyordu ve bu kulüp yıllardan bu tarafa binde ikiler sayesinde ayakta kaldı. Binde ikiler verilirse ve Kardemir’in de bir yardımı olursa biz bu kulübü belirli bir şekilde taşıyabiliriz diye bir düşünce ortaya çıktı. Bu düşünce Kardemir Yöneticileri tarafından kabul edilen bir program değildi. Bazı açıkları kendileri iyi biliyorlar ve bu açıkların nasıl olduğunu da çok iyi biliyorlar. Tüm bunların hesabının sorulması birilerine zarar verecekti tabi. Takımın kurtulması da yine birilerinin işine gelmeyecekti. Bu kez de hesap sorma süreci başlardı. Bunları bir şekilde kamufle etmeleri gerekiyordu. Vali Bey bu ailelerden iki temsilci istedi. Fakat bunlar öyle bir aşağıladılar ki bizi, ben bunu halen daha kabullenemiyorum. Biz Karabükspor meselesini konuşmak için Milletvekillerini, Ticaret Odası Başkanı’nı, Çelik-İş Sendikası Başkanı’nı davet ediyoruz ve herkes de katılım gösteriyor. Bu olaylara ne kadar faydamız olursa niyeti ile fakat iki aile de bizi en düşük seviyede birisi asistanı ile diğeri de fabrika müdürünü göndererek, çok seviyesiz ve düşük bir temsil yetkileri ile bize konuşma fırsatı bile vermiyorlar. O sırada Mustafa Yolbulan Bey’in konuşması esnasında çok makul bir konuşma meydana geliyor. Kamil Bey’in konuşması esnasında ise Kamil Bey’in anormal bir tepkisi oluyor. Yönetim Kurulu Başkanı benim bir oyum var desteklerim diyor. Mustafa Bey söylediklerinin tamamını 1 saat sonra geri çekiyor. Kamil GÜLEÇ Bey zaten benim bir oyum var diyor o bir oy da zaten itirazcı bir oy gibiydi. Bunun devamında ise 1 gün sonra Osman Kahveci Bey ile görüşmem esnasında Osman Kahveci Bey’in şiddetli bir şekilde itirazı oluyor. Şimdi her şeyden elini ayağını çekiyor. Ben aday değilim gibi kelimeler konuşuyor. Buyursun gelsin aday olsun. Bakın ben şu anda aday değilim, kesinlikle şu an böyle bir şeye karar vermedim. Fakat Osman KAHVECİ Bey Karabük’ten adayım desin bende adayım. Bunları konuşmasına gerek yok. Zaten ben Osman Bey’e aday mısın, değil misin diye de sormadım. Daha konuya vakıf olmadan Kamil Bey’in lafının üzerine çok şiddetli bir şekilde itiraz ediyor ve en sonunda Yönetim Kurulu’ndan oy birliği ile karar çıkıyor. Bu oy birliği ile alınan kararda hiç kimsenin Karabükspor’a şu yardım yapılabilir mi diye en ufak bir görüş sunduğunu sanmıyorum.

2. BÖLÜM


Şimdi bu takım bugüne kadar sizindi. Bütün reklamlardan sizde faydalandınız. Bu takım Süper Lig’deyken Kardemir Karabükspor reklamı ile mücadele etti. Bunun reklam maliyeti trilyonlara bedeldir. Siz ulusal kanallara bu şekilde Kardemir A.Ş.’nin reklamını yaptırmak isteseniz bugün ki para hesabı ile hiç harcamasanız dahi en az 250 Milyon Dolarlık bir para harcarsınız. Bunlardan siz faydalanıyorsunuz ama böyle bir yardım talebi geldiği zaman Karabük’ün Milletvekillerini, Karabük Vali’sini, Ticaret Odası Başkanı’nı, Çelik-İş Sendikası Başkanı’nı aşağılıyorsunuz. Konuştuklarında da defalarca dinledik. Söyledikleri tek şey Karabük’e hep biz mi vereceğiz? Siz kimsiniz kardeşim? Ben bir kere bunu bileyim. Bugüne kadar Karabük’e verdiklerinizi bir sıralamaya alalım. Meydanı verdik diyorsunuz, siz meydanı falan vermediniz. O gün ki toplantıda bu meydanı vermediğiniz zaman ben size neler olacağını söyledim. Bir kuruş da vermeden o meydanı da alırdım. Demir Çelik Fabrikası’nın da hiçbir hakkı olamazdı. Meydanı bize verdiniz fakat bunun yanında size 10 dönüm araziye imar verdik. Biz üniversite yaptık diyorsunuz, yapmanıza gerek yoktu. Karabük’ten birisi çıkardı o üniversiteyi yapardı. Ayrıca kendi cebinizdeki para ile yapmadınız, Kardemir A.Ş. yaptı. Bir tane bina yaptınız sadece. Şimdi özelleşmeden önceki duruma bakalım. 400.000 demir-çelik üretimi şimdilerde 2.400.000 ton civarına yaklaşıyor. İşçisinin, tüccarının ve sanayicisinin yanında 400.000 ton demir-çelik kapasiteli bir fabrika var. Sen bugüne kadar işçin için ne yaptın, Karabük’te oradan başlayalım. Sen 500 kişinin hesabını kestin sana hesap soran olmadı. 500 kişinin daha hesabını kesiyordunuz ki eğer ben o akşam aynen bu Karabükspor’da ki gibi yapmış olduğum girişimi gerçekleştirmeseydim. Sizler Karabük’te kapanmayacak bir sosyal yarayı ortaya çıkaracaktınız. Bunu engelledik. 2013 Senesinde Karabük’te Grev Levhası’nı astırıyordunuz ki o akşam yine bir girişimde bulunarak, Kamil Bey’i, Mutullah Bey’i ve Cengiz Gül’ü Gerede’de bulunan Esentepe Otel’ine çağırtarak 3 saatlik bir konuşmanın ardından sizleri uzlaştırıp Ankara’ya, Mehmet Ali Şahin Bey’e imzaya yolladım. Ben bunların hiç birisinden faydalanmadım. Hiçbir siyasi arenada o fabrikadaki işçi kardeşlerimize dahi bunları söylemedim. Bizim yaptıklarımızı Allah biliyor. Eskiden işçi lokali vardı işçileriniz orada vakit geçirirlerdi, mühendislerinizin kulübü vardı, mühendislerinizin kulübünü de kapattınız. Memurlar kulübünü kapattınız. Bir tane sosyal faaliyetin içerisinde misiniz? Siz bir İngiliz, bir Alman geleneğini taşıyamadınız. Neden kapattınız siz bunları? Özelleştirmeden almış olduğunuz evlerin, binaların sıvaları dökülüyor, onlara bile bakamadınız. İşçi alımı siyasi bir talimattır. İmam Hatip Okulu yaparsın siyasi talimattır. Sen işçiden, Karabüklülerden alıyorsun ama Karabük’e bir tek çöp dahi vermiyorsun. Ben Karabük’ün hakkını ve hukukunu korumak için Belediye Başkanı oldum. 3-5 tane adama boyun eğmek için Belediye Başkanı olmadım, hiçbirisi de beni ne satın alabilir ne de susturabilir. O hakim hissedar ise benim de hissem var o fabrikada. Benim de hisse senetlerim var. Ben nasıl belediyenin emanetçisi isem sizde Demir Çelik Fabrikası’nın emanetçisisiniz. Siz kendinizi patron olarak görüyorsunuz da emanetçi olarak neden görmüyorsunuz? Her olayın bir bahanesi vardır bu işlerin bahanesi de Karabükspor olmuştur. Sosyal olarak bir barış sağlamamış bir kişi ile benim de icraatlarda barışacak bir durumum yok. Şimdi bir yazı okuyayım size, "Rafet Bey bu işler kaç yıl sonra aklına gelmiş. Buna sözleşme kırıcılığı denir Rafet Efendi, YOLBULAN ile işin varsa onlarla işini hallet GÜLEÇ ile işin varsa onlarla işini hallet Kardemir’i ne karıştırıyorsun arkadaş neyse gün olsun harman olsun bu iş sandığa kadar gider evelallah." Tamam kardeşim teşekkür ederim, sen işçiysen eğer ama bunu işçi yazmadı bunu yazan patron. Peki kardeşim sen işçi isen ben şunu soruyorum; 2013 senesinde sen greve giderken uzlaştıran Rafet VERGİLİ değil miydi? Demir Çelik grevden zarar görmesin Ekonomide zarar görmeyelim diyerekten işçinin bütün taleplerini kabul ettiren Rafet VERGİLİ değil miydi? Eğer bunu yazan işçi ise ben haklarınızı da söyleyeyim buradan. Siz 2016 yılındaki sözleşmenize göre demir farkının tamamını almanız gerekiyor. Siz bunu talep edin sonuna kadar arkanızdayım. Herkes kazandığı gibi işçiye de hak ettiğini verecek. Biz 450 Trilyon kar ettik diyerek, gazetelerde boy göstermeyecek. Karabükspor için harcama yapmışsın, Karabük’e okul hastane yapmışsın hiç kimse neden bu 450 Trilyondan 50 Trilyonluk bir yatırım yaptın diye sizden hesap sormaz. Bu yazılar ile ilgili hepsinin araştırmasını yaptıracağım. Ben her zaman Karabük’ün ve işçinin yanındayım. Dolar yükseldi biz zarar ediyoruz deme lüksleri de yok. Dolar ne kadar artış gösterirse Demir Çelik Fabrikası da bir o kadar kar eder. Çünkü satmış oldukları bütün kalemler dolar üzerinden güncelleniyor. Şükür edin bizim de haklarımızı koruyun. Bizim haklarımızı korumak dışında hiç bir şeye de karışmayın. Yüzde 51 hisseniz de yok sizin ve bu hisseye sahip olmayan da "Her şeyi biz mi vereceğiz" diye konuşamaz. Kimse bize patronluk yapmaya kalkmasın. Karabük’ün her istediğini verecekler. Her türlü iyileştirmeleri yapacaklar. Bir tane patron bir tane Yönetim Kurulu üyesi Karabük Köyü Mahallesi’ne gidip de orayı görmüş mü? Rafet Vergili şimdi neden böyle yapıyor? Zamanı geldi yapıyorum. O dağlardaki cürufları rehabilite edecekler, oradan çıkan toz bütün Karabük’e yayılıyor. Yönetmeliğe uyacaklar. Bütün şehir senin bu faaliyetlerine şehrin tam ortasında olmana rağmen izin verirken ve sen bu şehre hiçbir sosyal yardım oluşumunda bulunmazken biz seninle ne konuşacağız? 3 Nisan Demir-Çelik Fabrikası’nın kuruluşunu kutlamıyor muyuz? 3 Nisan programlarında kaç tane temsilcisi vardı. Demir Çelik’ten kim vardı? Eskiden bir genel müdür seviyesinde temsil ediyorlardı. Bu sene kim vardı? Bu kadar mı ayrıştırılır insanlar? HES Projesi’ne gelelim. Bu proje benim son imzayı atmamla beraber inşaata başladı. Demir Çelik ise her gün feryat ediyor. Bizim büyük problemimiz olur, biz susuz yapamayız, bu fabrika bunun için buraya kuruldu. HES bizim su miktarımızı azaltır ise tesislerimiz büyük sıkıntılar yaşar diye. Ben tek başıma imza atmadım. İki tane avukatını yollayıp, yasal suç işliyorsun dediler. İşliyorsam işliyorum ben noter falan değilim dedim. Önce gideceksiniz Demir Çelik Fabrikası ile anlaşmanızı yapacaksınız. Sonra bana geleceksiniz dedim. Ben imza atmayınca masaya oturdular ve Demir Çelik HES’i satın aldı. Benim imza atmamam sayesinde en az 10 Milyon Euro daha aşağı bir fiyata satın aldılar. Şimdi Demir Çelik için hiç bir şey yapmamış mı oluyoruz? Greve giderken uzlaştırıyorsun, HES Projesi’nde uzlaştırıyorsun, Demir Çelik Fabrikası’nın her türlü problemini en hızlı şekilde çözüyorsun, kimsenin hakkı yenmesin diye her türlü uğraşı veriyorsun fakat iş Karabükspor’a gelince Rafet Vergili neden karışıyor? Sendikal olaylarda bile Genel Merkezi’mden talimat geldiği halde ben Çelik-İş’in arkasında durdum. Çünkü biz Çelik-İş’i Karabük’ün sendikası olarak kabul ediyoruz. Bizim 3 tane markamız var Kardemir, Çelik-İş ve Karabükspor.

3. BÖLÜM


Genel Müdür Bey’in ve Yönetim Kurulu Başkanı’nın samimiyetinden benim hiçbir şüphem yok. Genel Müdür bu işlerin iyiye gitmesi için yapılması gerekenler için elinden geldiğince çabalıyor. Biz toz tutma filtrelerinin iyileştirilmesini bekliyorduk. 2. etapta da skal kırma tesisleri ve cüruf sahalarının iyileştirilmesi ile ilgili olarak bir beklentimiz vardı. Ben çok iyi biliyorum ki o programları yılsonuna kadar yetişmeyecekler. Yönetim Kurulu Başkanı’ndan da bir şüphem yok çünkü uzlaşamayan iki aileyi uzlaştırmak amacıyla gelmiş bir Yönetim Kurulu Başkanı’dır. O da elinden geldiği kadarıyla bu uzlaşmayı gerçekleştirmek için çaba sarf ediyor ve böyle kişilere de ihtiyaç vardır. Ama bazıları da bireysel hareket ediyorlar. Benim elimde SPK’nın kurumsal yönetmelik tebliği var. Şimdi ben size buradan bu yönetmeliğe göre bir şey okuyacağım, ondan sonra yorumlama yapalım.

"Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olması sebebiyle üstleneceği görevleri gereği gibi yerine getirecek mesleki eğitim ve bilgiye sahip olması." Bağımsız yöneticilerde öncelikli olarak bu vasıf aranıyor. Yönetim Kurulu Başkanı’nın vazifesi ise uzlaştırıcı birleştirici ve ya denetim mekanizmalarının kontrolünü yapması yeterlidir. Yöneticilik ayrı bir vasıftır. Bazılarında bu vasıf yok bazıları yalnız elini indirip kaldırmak için oraya koyulmuş. Yıllarca bu mesleğin içerisinde olmayan bir kişi son anda Yönetim Kurulu Üyesi oluyor o nasılsa maaşını alıyor gerisi önemli değil. Karabükspor’un durumu da, işçinin durumu da, Demir Çelik Fabrikası’nın üretimi de önemli değil. Şimdi diyecek ki bunları bana nasıl yakıştırıyor, buradan söylüyorum kaç çeşit cevher var hemen söylesinler.

"Şirket faaliyetlerine olumlu katkıda bulunabilecek, şirket ile pay sahipleri arasındaki çıkar çatışmalarında tarafsızlığını koruyabilecek menfa sahiplerinin haklarını dikkate alarak özgürce karar alabilecek güçlü, etik standartlara mesleki itibar ile tecrübeye sahip olması." Benim hakkımı koruyacaksın sen gidip başka kimsenin hakkını korumayacaksın bakın ne diyor arada uzlaşmacı olacak diyor.

Ne yapıyor bu arkadaşlarımız? Yönetim Kurulu toplantılarına katılım gösteriyorlar 30-40 bin civarı da maaş alıyorlar. Bunların derdi ne olabilir ki Karabük ile ilgili en ufak bir dertleri var mı bunların? Sanayi ile ne alakaları var bu arkadaşların? Sanayiyi bilen arkadaş olsa etrafındaki sanayiciler ile problemleri giderir. Bizim sıkıntılarımız bunlar işte. Bu yönetimlerde ne oluyor? Birileri tarafından kendi istekleri doğrultusunda "Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi" bildirilerek atanıyor. SPK da bunlara sormuyor ki bunların vasfı nedir? Yönetim Kurulu Üyeleri teklif etmiş ya hani. Hâlbuki bu SPK’nın kendi yönetmeliği benim değil.

Kabullenemeyecek hareketler yapıyorlar. Bunların hepsini bir masada oturur konuşuruz. Ben Marzinc ile bu mücadeleyi başlattığım zaman bizim onlardan 2 tane talebimiz oldu.
1. Buranın denetimini biz kontrol edeceğiz.
2. Bu cürufu buradan temizleyeceksiniz.

Bizim kimseden para falan talebimiz yoktu. Bunlar o kadar direttiler ki bu hadisede, ben en son sorduğum zaman bana da şunu söylediler; "Biz Bakanlıktan bu işi hallederiz sanmıştık." dediler ve belki 30 yıllık bir arkadaşıma da bu konudan dolayı dargınım. Orada Yönetim Kurulu Başkanı idi kendileri, darılsın ben Karabük’ün menfaatlerini düşünüyorum. Kesinlikle para konusunda da hiçbir olay yoktu. Biz para falan almadık. Biz 33 Trilyonluk bir yatırım programı aldık. 3 yılın sonuna geldiğimiz zaman ise tekrar bir araya gelip konuşacağız dedik. Ben asıl cirodan yüzde 5 istedim ve onların direnişine karşı kabul ediyor musunuz diye de sordum. Onlar kabul etmeden ben hiçbir şekilde bu teminatı da kabul etmedim. En son para işi konuşuldu. O zaman bu işleri de yapacaksınız diye anlaştık.

Resmi bir hürriyeti olmayan ama denetimi yapabilen ve bu denetim dışında herhangi bir hareket yaptığı zamanda her türlü hakka sahip olduğumuz bir komisyon oluşturmuş olduk. Bu sayede hukuki haklarımız ön plana gelmiş oldu. Bundan sonra Marzinc’in iyi bir disiplin içerisinde çalışacağına inanıyorum.

Görülen cürufları 150 Trilyon’un üzerinde bir nakliye ile İstanbul ve Ankara’da ki tesislere devredilmesi işlemini sağladık. 33 Trilyon da şartlı bağış sağladık. Bu cürufun 1 gramı da kalmadı. Ben şimdi Karabük’e hizmet etmemiş mi oldum? Yılsonuna kadar kendi arıtmaları ile bitirecekler. Her ay komisyon oraya giderek denetlemesini sağlıyor. İstersek bütün fabrikayı canlı yayına bağlattırabiliriz. Böyle bir denetim kurulmuş daha ne istiyorlar? Toz bırakmadım Karabük’te. Siz bunu ilk defa mı gördünüz hayır ilk defa görmüş olsanız bile bana bildirdiniz de ben yardımcı olmadım mı? Bakın tüm samimiyetimle söylüyorum bize verilen raporlar çerçevesinde bu cürufun kullanılabilir bir cüruf olduğunu sanıyordum. Ne zaman kendim bir analiz yaptırdım o zaman tehlikesini fark ettim.

Son konuştuklarımdan dolayı Murat Yolbulan ve Mustafa Yolbulan, Savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlar. Basın yoluyla hırsız demişim, ben kimseye hırsız falan demedim. Bana verilen dosyaya göre Karabükspor’un içini nasıl boşalttınız? dedim.
Daha önceden Savcılığa verilmedi, verilsin diye dağıtıldı birilerine bu da Çağrı Güleç Bey tarafından yapıldı. Ziya Bey’in Karabükspor Başkanı olduktan sonraki dönemde kendisiyle konuşmuyordum ve böyle bir dosya mevcuttur diyerek kendisine herhangi bir belge vermedim.

Bu takım amatör lige kadar düşecek. Fakat ne hikmet ise bir arkadaş hemen gidip sahip çıkıyor. Sen neden hemen sahip çıkıyorsun bir bekle bakalım. Bu kulübün sahibi Kardemir A.Ş. ya takımına sahip çıkar ya da kayyuma teslim edilir. Kayyuma teslim edilmesi işlerine gelmiyor. Çünkü kayyum ataması hesap sorabilir. Kayyum bunlar ile ilgili düzenlemeler yapıp mahkeme harçları ödemeden davalar açabilir. Kulübün bir başkanı olursa mevcutta, davaları açabilmesi için büyük bir miktarda harç paralarını bulabilmesi lazım. Fakat kulüp zaten para bulamıyor. Takımı deplasmana gidebilecek durumda değil. İşlerine gelen ise hesap sorulmaması için en hızlı bir şekilde takımı düşürmek. Bize neden yardım etsinler neden para versinler? O zaman hesap sorulacak çünkü. Eğer bizim istediğimiz paraların bir miktarı verilmiş olsaydı bunlara hesap sorulacaktı. Zaten yardımı vermeyeceklerini o akşam Kamil Bey söyledi. Biz istedik ki binde ikiler verilsin. Kendileri bu binde ikileri SPK’ ya yanlış bir bildirim yaparak kestirdiler. SPK açıkladığı yazıda; Demir Çelik Fabrikası’nın hesaplarından veriliyormuş gibi bir açıklama yaparak uygun olmadığını söylemiş. Bunu da bilerek yaptılar. Biz onlara dedik ki; Binde ikiler verilsin, 10 Milyon Lira para verilsin ve 2020’den sonrasına 7,5 Milyon Dolar verilsin bu da 5 seneye bölünsün 1.5 Milyon Dolar olarak bu rakam onlar için para anlamına bile gelmez. Mustafa Yolbulan Bey, ilk başta Karabük Valisi, Milletvekilleri ve Başkanları bir araya gelmiş ise böyle bir talepte bulunuyorlarsa ben bunun arkasında dururum dedi. Aynen bu cümleleri kullandı. Fakat bildiğim kadarıyla fonumuzda bu kadar para yok dedi ve devam etti. 2019 Senesi için de bağış fonundan bir miktar kullanılabilir dedi. Binde ikiler de verilsin dedi. 7.5 Milyon Dolarlık miktar ise Genel Kurul’dan çıkacak bir karardır dedi. Çok doğru bir konuşma ama Kamil Güleç Bey bunların tümüne itiraz ettikten, 1 saat sonra Mustafa Bey de ‘’Benim bir oyum var ben onu veririm’’ der hale geldi. Ben zaten verilmeyeceğini adım gibi biliyordum. Daha sonrasında biz tepki göstermişiz, biz hırsız demişiz. 1 gün sonra Sedat Bey’in kızının düğününde ben Osman Bey’in tavrını gördüm ki hiç konu açılmadan Kamil Bey haklı diyor. Karabükspor’a 1 kuruş dahi verilmemiş ki. Bir yerden para verilirken diğer taraftan da alınmış. Biz verdik diyorlar ya her verdikleri olay bu şekilde. Bu olay yargıya da intikal etmiş bir olaydır.

Kulüp onların kulübü son önerimi biraz önce de anlattım 29 Eylül’de kim aday oluyorsa olsun. Bundan 5 sene evvel kulüp Karabüklülerin oluyordu. Bunu engellediler ve kulüp bizim dediler mademki öyle kendileri bu kulübe sahip çıkacaklar. Ben bundan 5 sene önce de Karabükspor ile ilgili her türlü girişimi yaptım. Karabükspor’u Karabüklülerin malı yapıyordum buna müsaade etmediler. Demir-Çelik’ten bile zengin kişiler neden taşın altına elini koymuyor diyorlar. Sen o insanları oralara yanaştırmadın ki. Şimdi bunu hangi hakla söyleyebiliyorsun? Ben yukarı 2.sırada otururken sizler Şeref Tribününde oturmadınız mı? Karabük her türlü olayda yanında olacak devlet sana koruma verecek ama böyle bir konuda 100 tane bahane bulacak ve insanları da aşağılayacaksın. Herkes kabullenebilir ama ben kabullenmem. Ben hiç kimseyi aşağılamadım hayatım boyunca. Çöpçüye bile gıpta ile bakmışımdır. Çünkü o adam bir meslek icra ediyor. Hiç kimseye de kendimin üstün olduğunu hiçbir zaman hissettirmedim. Kimse Karabükspor konusunda fazla umutlanmasın. Çünkü bunlar yapmış olduğu işin üstünü başka türlü kapatamaz. Onlara hesap soracak hiç kimse gelemez oraya. Ben bunların hepsinin mücadelesini verdim. Gelip o kongrede takımlarına sahip çıksınlar. Eğer yapmıyorlarsa bu vebalin altından da zaten kalkamazlar. Karabüklü bunun hesabını sorar. Kardemir’in reklamını o formada yaptırırken iyiydi, içini boşaltırken iyiydi artık hiç bir şey kalmadı kemiği dahi kalmadı sen bu yaptığın işi Karabüklülere temizlettiremezsin.

İnşallah bizim partimizden iyi bir aday da bulabiliriz. Karabük’ü 10-15 sene taşıyabilecek kapasitede bir arkadaşı bulmamız gerekiyor. Bu konunun üzerine çalışacağız. Bu kararları vermek için daha erken. Bir talimat verdiği zaman kıramayacağım tek kişi Devlet Bey’dir. Devlet Bey’i de bir şekilde ikna edebileceğimi düşünüyorum.

Mutullah Bey olsaydı bunların hiç birisi olmazdı. Çünkü çok ileri görüşlü basiretli ve ön sezili birisiydi. Biz şu anda Karabükspor’u konuşmazdık.

Karabük Demir-Çelik Fabrikası’nı kapatmaya hiç kimsenin gücü yetmez. Geçmiş olaylarda ki gibi 400-500 kişinin hesabını kesmeye de kimsenin gücü yetmez. O tarihte farklı bir politika olduğu için ilk olaylarda müdahalemizde geciktik. Fakat ikinci bir olayda 500 kişinin atılımını da durdurduk. Valimiz ve Emniyet Müdürümüzün çok emeği geçti. O gece, kapıya 500 kişilik liste asılacaktı. Kimseye gözdağı vermeye kalkışmasınlar. Karabük’ü de kimse sahipsiz sanmasın bu şehrin hem maddi hem manevi sahipleri de mevcuttur. Maddi sahiplerinin gücü yetmediği yerde manevi sahipleri onlara bu işi bırakmazlar. Bunların hepsi çok iyi bilsin.

Milletvekili arkadaşlarımız da ne gerekiyorsa yaptılar. Biz biraz farklıyız. Ben seçimden korkusu olmayan birisiyim. Kaybederim kazanırım fark etmez. Ben kazanmak için çıkmamıştım zaten bu yola, Allah bana nasip etti. Ticaret Odası Başkanımız ve Sendika Başkanımız da gerçekten o günlerde çok fazla efor sarf ettiler. Karabük Valisi de ne gerekiyorsa yapmıştır, hiç de bir mecburiyeti olmadan, bizleri de kırmadı ve sürekli uzlaştırmaya çalıştı. Yol bu kadarmış buraya kadar gelebildik, bundan sonrasını başkaları düşünecek biz düşünmeyeceğiz.

Onlar bir başkan daha bulur ve başkanlığı da ona verirler. Çünkü başka kurtuluşları yok” dedi.

Post

Başkan Vergili Muhtarlar Günü Yemeğine Katıldı

19.10.2018 268 Görüntülenme

19 Ekim 2015 tarih ve 29507 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Başbakanlık genelgesi ile 19 Ekim günü Muhtarlar Günü olarak ilan edildi. Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, 19 Ekim Muhtarlar Günü kutlama etkinlikleri çerçevesinde Vali Sayın Kemal Çeber tarafından Merkez Mahalle ve Köy Muhtarları onuruna verilen yemeğe katıldı.

Post

Başkan Vergili Cumayanı Sanayi Sitesi Esnaf Ziyaretlerini Tamamladı

19.10.2018 333 Görüntülenme

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, Cumayanı Sanayi Sitesi esnaf ziyaretini tamamladı.

Post

Karabük Belediyesi E-Devlet´te

19.10.2018 317 Görüntülenme

Karabük Belediyesi akıllı belediyecilik hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Karabük Belediyesi´ne artık E-Devlet portalı (https://www.turkiye.gov.tr) üzerinden güvenli bir şekilde ulaşarak, birçok Belediyecilik hizmetini hızlı ve güvenli bir biçimde gerçekleştirebilirsiniz.